ŞEYTANIN DOSTLARI

Tarih: 27/10/2008 16:28 Kategori: resimler - 11 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

ŞEYTAN VE DOSTLARI

 

 

Bir gün şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çaırmış.
Açılış konuşmasında demiş ki:
Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi  ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz.
Allah ile bir kere  bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor. Dostları demiş ki:
Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım? Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını
çalın, böylece Allah ve elçisi  ile bağlantı kuramasınlar..
Sizden isteğim budur. Şeytan devam etmiş:
Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar.
Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız?
Şeytan:
Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda:
Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..'
Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et ! Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saat
çalışmalarını ve böylece hayatlarında boşluk kalmaması için planlar yap! Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle!
Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefis
muhasebesi) dinleyemesinler!
Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır.
Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları. Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan:
Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde,  kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombarıdmanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını,
junk maillerle, sipariş  katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve  boş umutlarla doldur!
Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar
ve hanımlarından hoşlanmasınlar!
Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla!
Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi veremezlerse,erkekler  bu sevgiyi başka yerlerde
arayacaklardır!
Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!
Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına,
fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara,konserlere, sinemalara vs götür! Oralarda kavga çıkarıp
birbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-parti
dostluklarını ve  dedikoduları teşvik et!
İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifet
saysınlar!
Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler! Kurnazca plan için dostları şeytanı
çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde oraya
buraya koşuşturacaklarına, Allah'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler.   Sence bu plan başarılı mı?



LEKE BIRAKAN GÖLGELER

Tarih: 22/9/2008 10:24 - 4 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

“Bir gün bir taksiye atladım ve havaalanından hareket ettik. Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önümüze çıktı. Taksi şoförü sert bir şekilde frene bastı, kaydı ve diğer arabaya çarpmaktan milim farkıyla kurtuldu.
Diğer arabanın sürücüsü camdan başını çıkartıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.

Taksi şoförü ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı. Ve gerçekten çok arkadaşçaydı.

Sordum: 'Neden bunu yaptınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastaneye gönderecekti.'
Taksi şoförü bana, simdi 'Çöp Kamyonu Kanunu' dediğim şeyi öğretti.
Şoför pek çok insanin çöp kamyonu gibi olduğunu açıkladı. Her tarafta çöp dolu olarak dolaşıyorlar; kızgınlık, öfke ve hayal kırıklığı dolular. Çöpleri biriktikçe onu bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar ve bazen sizin üzerinize bırakabilirler.
Kişisel almayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.
İşin ana fikri şu ki, başarılı insanlar çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler. Hayat sabahları pişmanlıklarla uyanmak için çok kısa, dolayısıyla 'size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için dua edin.'

DOSTLARA ZAMAN AYIRMAK

Tarih: 26/3/2008 15:18 - 15 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

 

dosteller

Ana Sayfa - Profilim - Arşiv - Arkadaşlarım

DOSTLARA ZAMAN AYIRMA

Tarih: 29/2/2008 10:45

Mayonez Kavanozu ve 2 Fincan Kahve:  

  Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24  saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 Fincan    Kahveyi hatırlayınız!

  Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde  derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne   büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;

  Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler, Bu sefer profesör önündeki   kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza    döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını    sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki   diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii Ki  kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
  Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar,Öğrenciler  de koro halinde 'evet' derler.


 
Bu sefer profesör masanın   altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler! 
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' Diyerek;
Ben '
Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım '    Der.
  Şöyle ki
Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.


 

Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli  şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.
  O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir;  işiniz,
   eviniz, arabanız vs.


 
Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.


 
'Şayet Kavanoza  önce kum doldurursanız...' diye, anlatmaya devam eder, 'çakıl taşlarına   Ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.

 

Aynı şey  hayatımız   için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere   harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. .


 

Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz Eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle yemeğe  çıkın.  Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza  yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin . Gerisi hep kumdur.


  

Bu Ara   Bir öğrenci  sorar; 'Peki, O iki fincan kahve nedir?'
 Profesör gülerek: 'Bu soruyu bekliyordum,
Hayatınız ne Kadar   dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan  Kahve içecek kadar yer vardır !!!  

 

 


 



« Son Sayfa :: Sonraki Sayfa »

 


MESAFELİ DURABİLME

Tarih: 14/1/2008 15:10 - 8 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

 
*İncitmeyecek kadar uzak, üşümeyecek kadar da yakın olabilmek...*


Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş, büyük kayıplar vermişler. Ama en çok kayıp veren kirpilermiş. Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak  tutması zor olan dikenleri var. Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış, çözüm aramaya başlamış. Tartışa tartışa, nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş. Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış.

İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler. Ama  başka bir problem çıkmış ortaya. Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar  gerçekleşmiş. Daha sonraki gece yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar  ama bu seferde  donmalar meydana gelmiş.

Ne var ki, her gece kâh uzaklaşa kâh yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın, ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler.

KISACA ;

Bizim de uzun dikenlerimiz var.

Bunlar hayata karşı filtrelerimiz.

Bazen faydalı, bazen de zararlı.

Çoğu zaman, kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza.

Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza.

Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün.

Birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek  kadar da yakın olmayı öğrenmeliyiz.  

Aynen kirpiler gibi...
 
(Alıntı)

SADAKAYLA İLGİLİ

Tarih: 8/2/2007 09:19 - 7 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

                                             

 

                   Allah'hın rızasını kazanmak ve imanlarını kuvvetlendirmek için sadaka verenler,

           bir tepe üstündeki bahçeye benzerler'ki bol bir yağmurla iki kat meyve verir.Bol bir yağmur

           olmasa bile hafif bir çisenti onu rutubetlendirerek ürün vermesini sağlar.Allah tüm yaptıklarınızı

           görür.

                                                                                                        "Bakara-265 ayet"


:: Sonraki Sayfa »